MAD – ÖZGÜR İNSAN
ISBN: 9944126195
ISBN: 9789944126199
Sayfa Sayısı: 234
Baskı Tarihi: Mayıs 2007 / İstanbul
Yayınevi: Ciniusyayınları
www.ciniusyayinlari.com
Çağlar değiştikçe insanlar da, tutkuları da değişiyor. Değişmeyen tek şey; esiri olduğumuz şu eski tapınaklar ve büyüleridir!
MAD
Mehmet Ünver’in “Mad 1 – Özgür İnsan” romanı, Mezopotamya mitolojisiyle insanın özgürlük arayışını buluşturan sıra dışı bir felsefi yolculuk. Tarih, mitoloji ve insanlık bilincini bir araya getiren bu eser, edebiyat ve düşünce dünyasında eşsiz bir deneyim sunuyor.
– OPENAI ChatGPT –
Mad – Özgür İnsan
Roman beş bin yıllık insanlık deneyimlerini ve bunların günümüz insanının günlük yaşamına etkilerini kaydetme çabasını sergilemektedir. Roman, mitolojinin, mistisizmin, felsefenin ve teknolojinin insan yaşamları üzerindeki etkilerini kurgusal bir hikaye aracılığıyla ele alırken, siyah-beyaz, iyi-kötü gibi soyut ikiliklerin sorgulanmadan benimsenmesini ve bunun yetişkinlikte nasıl alışkanlıklara dönüştüğünü inceler. Hikaye, Arge adlı bir köyde yaşayan ve Ninhursag adlı bir tanrıçanın rahibi olan Mad’ın etrafında dönerken, özgürlük arayışını, inançların gücünü ve farklı medeniyetler arasındaki çatışmaları mitolojik ve kişisel bir yolculukla keşfeder. Özellikle Uruk’ta köle olarak satılması ve Eridu’daki maceraları aracılığıyla, toplumsal değerlerin, iktidar yapılarının ve bireysel direnişin karmaşık doğasını gözler önüne serer.
„Mad: Özgür İnsan“ adlı kitap insanlık tarihi, inanç sistemleri, özgürlük ve bireysel deneyimler üzerine derinlemesine bir inceleme sunuyor.
Arge’den bir kez koptu mu insan, artık gittiği hiç bir yere ait olamaz.
MAD
Ön Söz
Ön Söz
Bu eserde, son beş bin yıllık insan yaşamı deneyiminin günümüz insanının yaşantısındaki izdüşümlerini belirginleştirmeye çalıştım. Beş bin yıl önceki uygarlığın en gelişkin biçimini yaşayan tarım toplumu insanının, yaşamakta olduğumuz bilgi çağındaki izdüşümlerini takip etmek; zamanda yolculuk yapmak ya da zaman ve mekân engellerini aşıp ikinci boyutta var olmak kadar zordur. Başarmak, ancak bir umut olabilir. Yine de umudu yarınlara bırakılacak kültür mirası olarak yaşatmak, ölü ve durağan kalmaktan iyidir, düşüncesiyle bu eseri kaleme almaya karar verdim.
Kuşkusuz, burada anlatılanlar, bilimsel bir araştırmanın sonucu olarak ortaya atılmış tezler değildir. Tarihi bir vakıadan da bahsetmiyorum. Burada anlatılanlar tarihten ve bilimsel tezlerden bağımsız mitoloji, mistisizm, felsefe ve tekniğin sosyal yaşama etkisinin fantezi-roman diliyle hikâye edilmesidir. Zaten amacım insanları farklı ya da yeni bir şeylere inanmaya davet etmek değil. Ancak insanın zihniyet dünyasının özgürleşmesine katkı sunmayı ve hayata farklı pencereden bakmanın imkânsız olmadığını göstermeyi amaçladığımı da itiraf ediyorum. Bana kalırsa insanlar, iyi-kötü, siyah-beyaz, güzel-çirkin, az-çok, fakir-zengin, sevgi-nefret gibi soyut ve karşıtlığa dayalı toplumsal değer yargılarını „ki bunların hepsi yuvarlak kavramlar olup kişinin menfaatlerine göre her tarafa esnemeye de müsaittirler“ sonradan benimseyip çoğu zaman „acaba“ diye düşünmeden özümsüyorlar ve bunları elde etmekten, tekrarlamaktan ve elinde tutmaktan haz alır hale getirdikleri alışkanlıklara dönüştürüyorlar. Oysa doğuşundan çocukluk çağının sonuna kadar bu tür değer yargıları olmadan sorumsuz, özgür, kimseye boyun eğmeden, kendini kimseye borçlu hissetmeden yine hiç kimse için kendisini feda etmeden, daha mutlu ve tasasız bir yaşamın tadını çıkarmaktadır insan. Ta ki büyüklerin çağına gelinceye kadar İnsan büyüdükçe, boş yere „Ah bir çocuk olsaydım,“ demiyor. Çocukların gözünde, farklı olmak hiçbir şey ifade etmez. Onların gözüyle bakıldığında her şey olduğu gibi kabul görür. Çünkü onlar henüz; „satmayı-satın almayı, günahı-sevabı, güveni-ihaneti, cezalandırmayı-bağışlamayı, yüceltmeyi-hor görmeyi hatta ölmeyi ve öldürmeyi“ öğrenmemişlerdir. Çocuklar bunları öğrenip uygulamaya başladıklarında eğitilmiş büyüklerdir artık. Bu tarz eğitimle azaba dönen yaşam canavarı onları tüketmeye başladığında; Ah bir çocukluğuma dönebilsem, diye iç çeker. Etrafı ateşe ver sonra da „Yanıyorum“ diye bağır, kim inanır? Yaşamın yalan yüzü dedikleri bu olsa gerek. Bu şekilde yaşadığımız, büyük yalandan başka nedir?
Elinizdeki roman yalnızca tarihsel bir aşk masalı da değildir. Hem günümüz kadınının kendini var etme biçimiyle tarih öncesi kadının konumu karşılaştırılmakta hem de yaşadığımız çağın Doğu-Batı farkı ifade edilmeye çalışılmaktadır. Bugünün gerçeğiyle baktığımızda, Doğuda, tekniğe karşı kaybeden erkeğin ruh haliyle karşılaşıyoruz ve bu ruh hali aile içinde ataerkilliği ve yasakçılığı üretirken, aynı zamanda kadının köleliğini de derinleştiriyor. Batıda ise, kendisine güvenen erkek kadını da daha özgür ve inisiyatif sahibi kılıyor. İnsanlık tarihine de tıpkı yaşayan insan gibi yaklaştım. Bugün hoyrat gençliğini yaşayan insanlık tarihi de bir zamanlar çocukluk çağını yaşamıştır. İnsanlık tarihinin çocukluk çağında her şey eşitti. Tek gaye, hayatta kalmak ve hayatta kalındığı sürece yaşamını fiziksel olarak devam ettirebilmekti. Onun dışında hiçbir sınıf veya değer yargısının önemi yoktu. Tek ilke; „Canını koru, karnını doyur“ idi. Bundan fazlası için, yani, bugünkü düşünce biçimine ulaşmak için; binlerce yıllık kanlı süreçler ve sayısı bilinmeyen ölümler gerekecekti.
İnanıyorum ki, çocuk dünyasında olduğu gibi insanlık tarihinin çocukluk çağlarında da sürekli nefret, düşmanlık ve kötülük olmamıştır. Tarihi söylemlerin bütünü ne tamamen yalan ne de tamamen gerçek olabilir. Hata payını hesaba katarak büyüdükçe kazandığımız değer yargılarını, tabuları ve alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerektiğine inanıyorum. Başımızı gökyüzüne kaldırıp, parlayan yıldızlara bakıp tekrar düşünmeliyiz. Şu sınırsız evrende bir toz taneciğinden bile küçük olan dünyamızın, dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeye karşı çırılçıplak, sonuna kadar savunmasız olduğunu görelim. Yaşamakta olduğumuz şu anın binlerce yıllık insan neslinin yarattığı kültür değerlerinin ve yıkılamayan tabuların eldeki sonuçları olduğunu unutmayalım. Ne geçmişi inkâr etmenin, ne de gelecekten kaçmanın mümkün olabileceğine inanarak, herkese barışı, iyi niyeti ve güzel düşünmeyi tavsiye ediyor, özgür yaşama umudumu bu romanla diri tutuyorum.
Not: Şayet, beş bin yıl önce var olan Sümer tanrıları ve inançlarının günümüzdeki Tanrı ve inançlarla yakınlığının veya bağının olduğuna inananlar varsa onların da bunun sadece bir roman olduğunu düşünerek, kaleme alınanlar hakkında anlayış ve hoşgörülerini
esirgemeyeceklerini umut ediyorum.
„Korkularımızın ve tutkularımızın insanlık tarihinin çocukluk çağından bize miras kaldığını ve artık pek çoğunun yersiz ve geçersiz olduğunu göz ardı etmeyin…“
M. Mehmet Ünver
12.12.2003 / Reutlingen
Arka Kapak Yazısı
Arka Kapak Yazısı
Eğer anlattıklarımı öğrenmezsen, rahip olmayı nasıl başaracaksın? Varoluş hikâyesini yeni baştan tekrarlıyorum, kulağını iyice aç ve beni dinle Her şey o soru ile başladı. Gökyüzünde, tanrıların bahçesinde yaşayan insanlar, ellerindeki arpa tohumlarını bahçeye ektiklerinde, nasıl yeşerip filizlendiğini gördüler. Küçük tohumların büyüsünü gören insanlar daha sonra o her gün gördükleri elmaların tohumunu düşündüler. Onlar da elmalara hiç benzemiyordu. Gördükleri hiçbir meyve, ağaç ya da yeşillik, tohumuna benzemiyordu. Elmaya bakan kimse, asla tohumunu, tohuma bakan kimse de asla elmayı hayal edemezdi. Tohum nerede, elma neredeydi.
Ağaçların kökleri, dalları, yaprak ve meyveleri vardı. Bütün bunlar onlara hiç benzemeyen, birer tohumun eseriydi. Bu hevesle Tanrıların bahçesinde tüm otların tohumunu buldular. Bunun üzerine tanrılardan bir kısmı, insanların bu meraklarından kaygılandılar. İnsanın, bir gün bu merakla, tanrıların tohumunu da öğrenmesinden korktular. Tanrılar, aralarında, bu sırrı insanlardan gizleme kararı aldılar. Sırrı korumak için de, „Bu sizin merakınızın cezasıdır Eğer bu meraklarınızdan vazgeçmezseniz, yeryü- zünde de kötü büyülerle cezalandırılmaya devam edeceksiniz“ diyerek insanları buraya gönderdiler ve işte o gün insanların yeryüzündeki yazgısı başlamış oldu. İnsanı yeryüzünde yazgısı ile baş başa bırakıp ilgilenmeyen göğün tanrıları, onları kötü büyülerden korumak için de hiçbir şey yapmayı dilemediler.
Uzun yıllar sonra yalnızca Tanrıça Ninhursag insanlara acıdı ve onlarla birlikte yaşamayı seçti. Bir kaya içinde saklanarak yeryüzüne indi ve Arge’ye geldi. Ninhursag insanları sevdi, onlara kötü büyülerden korunmayı ve çıkardıkları madenlerden aletler yapmayı öğretti. Evet, dediğim gibi yeryüzünde insanların yazgısı Arge’de başladı.
Mad – Özgür İnsan Türkçe
Özgür İnsan Mad: Bir Kurtuluş Destanı
Sümer Efsanesi ve Mad’ın Mistik Yolculuğu
Verilen metin, Sümer tanrıları ve inançlarıyla günümüzdeki inançlar arasındaki olası bağlantıları araştıran bir romanın alıntılarını sunmaktadır. Hikaye, Tanrıça Ninhursag tarafından iyileştirilmiş ve onun tapınağına adanması beklenen Mad adında genç bir adamın etrafında dönmektedir. Mad’ın yolculuğu, kendini keşfetme, eski inançları sorgulama ve kendi benzersiz büyü gücünü anlama arayışını içerir. Metin, Mad’ın rahiplik eğitimini, farklı tanrı ve tapınaklar arasındaki çekişmeleri, ve Inanna’yı kurtarma görevini detaylandırırken, aynı zamanda geleneksel inançlar ile kişisel özgürlük arasındaki çatışmayı gözler önüne seriyor.
Mad: Özgürlük Arayışı ve Kadim Sırlar
Elbette, verilen kaynaklardan „Mad 1“ adlı eser üzerine detaylı bir brifing dokümanı hazırlıyorum.
Mad 1 Kaynak İncelemesi: Detaylı Brifing Dokümanı
Giriş: Bu brifing dokümanı, „Mad 1“ adlı eserin önemli temalarını, ana fikirlerini ve kilit detaylarını özetlemeyi amaçlamaktadır. Eser, insanlık deneyiminin beş bin yıllık tarihsel izdüşümlerini, özellikle tarım toplumundan bilgi çağına geçişin getirdiği değişimleri ve Doğu-Batı kültür farklılıklarını ele almaktadır. Roman türünde yazılmış olmasına rağmen, felsefi ve sosyolojik çıkarımlar barındırmaktadır.
Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular:
- Zaman ve Mekân Engelleriyle İnsanlık Deneyimi:
- Yazar, beş bin yıllık insan yaşam deneyiminin günümüzdeki yansımalarını belirginleştirmeye çalışır. Bu çaba, „zamanda yolculuk yapmak ya da zaman ve mekân engellerini aşıp ikinci boyutta var olmak kadar zordur.“ (s. 3) olarak ifade edilir. Eser, tarihsel ve güncel perspektifleri bir araya getirerek insanlık durumuna dair derinlemesine bir bakış sunar.
- Çocukluk ve Özgürlük Karşıtlığı / Toplumsal Koşullanma:
- Eser, insanın çocukluk dönemindeki doğal özgürlüğünü ve tasasızlığını vurgular. Çocuklar, „satmayı-satın almayı, günahı-sevabı, güveni-ihaneti, cezalandırmayı-bağışlamayı, yüceltmeyi-hor görmeyi hatta ölmeyi ve öldürmeyi öğrenmemişlerdir.“ (s. 4). Büyüdükçe, bu değer yargılarını „düşünmeden özümsüyorlar“ ve „alışkanlıklara dönüştürüyorlar“, bu da yaşamı „azaba dönen yaşam canavarı“na çevirir. Yazar, bu durumu „Yaşamın yalan yüzü dedikleri bu olsa gerek. Bu şekilde yaşadığımız, büyük yalandan başka nedir?“ (s. 4) şeklinde sorgular. Mad karakteri üzerinden bu özgürlük arayışı roman boyunca belirgin bir tema olarak işlenir. Mad, Ram’a „Ben özgür olmak istiyorum, korkmak istemek istemiyorum. Buradan gitmek istiyorum. Bütün ömrümü seninle ve bu ruhsuz tapınakta geçirmek istemiyorum,“ der. (s. 45)
- Doğu-Batı Farkı ve Kadının Konumu:
- Roman, günümüz kadınının kendini var etme biçimiyle tarih öncesi kadının konumunu karşılaştırmakta ve Doğu-Batı farklılıklarını ele almaktadır.
- Doğu: „Tekniğe karşı kaybeden erkeğin ruh haliyle karşılaşıyoruz ve bu ruh hali aile içinde ataerkilliği ve yasakçılığı üretirken, aynı zamanda kadının köleliğini de derinleştiriyor.“ (s. 4).
- Batı: „Kendisine güvenen erkek kadını da daha özgür ve inisiyatif sahibi kılıyor.“ (s. 4). Bu karşılaştırma, toplumsal yapıların cinsiyet rolleri üzerindeki etkisini vurgular.
- Korkular ve Tutkuların Mirası:
- Yazar, „Korkularımızın ve tutkularımızın insanlık tarihinin çocukluk çağından bize miras kaldığını ve artık pek çoğunun yersiz ve geçersiz olduğunu göz ardı etmeyin…“ (s. 6) diyerek, günümüz insanının davranışlarının kökenlerini geçmişte arar. Bu, bireysel ve toplumsal psikolojinin derinlemesine bir incelemesini ima eder.
- Tanrı İnancı ve Sümer Kültürü:
- Roman, Sümer Tanrıları ve inançlarına göndermeler yapar. „Sümer Tanrıları ve inançlarının günümüzdeki Tanrı ve inançlarla yakınlığının veya bağının olduğuna inananlar varsa onların da bunun sadece bir roman olduğunu düşünerek, kaleme alınanlar hakkında anlayış ve hoşgörülerini esirgemeyeceklerini umut ediyorum.“ (s. 4). Bu ifade, eserin tarihsel ve mitolojik unsurları kurgusal bir çerçevede kullandığını belirtir.
- Ninhursag adlı tanrıça, köyün tapınağındaki şişman kadın heykelleriyle temsil edilir. Ram’ın hikayesine göre, „gökten bir ateş düşmüş“ ve içinden renkli dumanlar çıkan bir kaya parçası bulunmuştur. Bu kayadan bir kadın heykeli yapılmış ve adı „Ninhursag“ konulmuştur. Bu olaydan sonra ekinler bereketlenmiş, köyde ölüm azalmış, demir keşfedilmiştir. (s. 24). Bu durum, tanrıça figürünün bolluk, koruma ve ilerleme ile ilişkilendirildiğini gösterir.
- Mad, rahip töreninde kalbine Ninhursag’ın sembolü olan bir yıldız dövmesi yapılır. (s. 69).
- Değişim ve Direniş:
- Mad karakteri, köleliğe rağmen özgürlük arayışını sürdüren, öğrenmeye ve kendini geliştirmeye açık bir figürdür. Atlarla olan ilişkisi (s. 29, 90) ve dövüş sanatları ile yazı öğrenmesi (s. 96-97) bu arayışın somut örnekleridir.
- Uruk’ta köle olarak çalışmasına rağmen, „atlara yakın olmak, onun için özgürlüğü de yakın olmak demekti.“ (s. 90). Bu, fiziksel sınırlamalara rağmen ruhsal özgürlüğün peşinden gitmeyi simgeler.
- Danel’in „bir köleden kurtarıcı yaratacağız. İşimiz hayli zor!“ (s. 119) sözü, Mad’ın potansiyelini ve değişimin zorluğunu vurgular.
- Enki ile karşılaşması sırasında Mad, „Ben Argeli Mad’ım. Tanrıça Ninhursag’ın kendisi için seçtiği rahibim. Senin kötü büyülerini bozmaya geldim!“ (s. 219) diyerek kararlılığını ortaya koyar.
- Bilgi ve Güç:
- Sümer kentlerinin, tanrılarının ve tapınaklarının gücünü „yazı büyüsünden“ aldığı belirtilir. Eridu’nun bu yazıyı ve yazı dilini en iyi kullanan kent olması, Tanrı Enki ve rahiplerinin diğer kentleri yönetmesini sağlamıştır. (s. 98). Bu durum, bilginin, özellikle yazının, toplumsal kontrol ve güç aracı olarak önemini vurgular.
- Rahiplerin görevi, gökyüzündeki düzenin sırrını çözmek ve bu düzeni kentte uygulamaktır. İnsanların da yeryüzündeki tanrıların ve rahiplerin koyduğu kurallara uyması beklenir. (s. 99). Bu, hiyerarşik bir toplumsal yapının ve bilginin bu yapıyı sürdürmedeki rolünün altını çizer.
- İnanç ve Büyü:
- Eserde, inancın bir „büyü“ gibi bozulması en güç şey olduğu savunulur. „Bir şeye inanmak; bozulması en güç büyü değil midir?“ (s. 186). İnsanların „bu düzenin dışında başka bir yaşamın var olamayacağına inandırılmış“ olmaları, toplumsal kontrolün en etkili biçimi olarak sunulur. Bu, insanların değişimden korkması ve bildikleri düzenin dışına çıkmaktan çekinmeleriyle açıklanır.
- Kaçış ve Özgürlük Arayışı:
- Mad’ın sürekli olarak bulunduğu yerden kaçma isteği, kişisel özgürlük arayışının bir yansımasıdır. Tapınakta sıkıldığını ve „balıklar gibi nereye olduğunu bilmeden, bir akıntı bulup kapılmak“ istediğini ifade eder. (s. 46).
- Kaçış girişimi ve sonrasında köle olarak çalışmak zorunda kalması, özgürlüğün zorlu bir mücadele olduğunu gösterir. (s. 65, 90). Mad, köylülerin kendisini anlamayacağını, çünkü onların hayatlarının güvenlik içinde yaşamaktan ibaret olduğunu düşünür. (s. 65).
- Sunak’ın sarayından kaçtığında Danel’e söylediği „Bu kapıdan ilk girdiğim günü hatırlamıyorum bile, çıkışımı ise asla unutmayacağım,“ sözü, özgürlüğe verilen değeri ve çıkışın simgesel önemini vurgular. (s. 136).
- Kahramanlık ve Kurtarıcılık:
- Danel, Mad’ı „kurtarıcı“ olarak görür ve „senin, bir gün Uruk’u kurtaracağına tüm kalbimle inanmıştım.“ (s. 119) der. Bu, Mad’ın kaderinde büyük bir rol oynayacağı fikrini pekiştirir.
- Mad’ın İnanna’yı kurtarma misyonu, hikayenin merkezi çatışmasını oluşturur ve onun kahramanlık yolculuğunu simgeler. Mad, „Tanrıça İnanna’yı kurtarmak istiyorum!“ diyerek kendini ortaya koyar. (s. 209).
Kilit Kavramlar / Terimler:
- Mad: Özgürlük arayışında olan ana karakter. Adı „özgür insan“ anlamına gelir.
- Ram: Mad’ın tapınakta birlikte yaşadığı, yaşlı kadın hizmetçi. Mad’ın eğitimi ve koruyuculuğuyla ilgilenir.
- Tara: Mad’ın annesi.
- Ninhursag: Arge köyünde tapınılan, bereket ve koruyuculukla ilişkilendirilen tanrıça.
- Danel: Mad’ın Uruk’ta tanıdığı, yazmayı ve savaşmayı bilen, Mad’ın özgürlük arayışına destek olan arkadaşı.
- Enki: Eridu kentinin Tanrısı, İnanna’yı Abzu’da esir tutan bilge tanrı.
- İnanna: Abzu’da esir tutulan tanrıça. Mad’ın kurtarmak için yola çıktığı figür.
- Ziggurat: Eridu kentindeki tapınak kulesi.
- Abzu: Enki’nin mekanı, İnanna’nın esir tutulduğu yer.
- Büyülüdil: Mad’ın sahip olduğu, yılanları bile etkileyen bir müzik aleti/yetenek.
- Musakattim: Danel’in bahsettiği, tam anlamı açıklanmayan ancak değerli olduğu anlaşılan bir şey (s. 138).
Sonuç: „Mad 1 Türkce – 2. BASKI icin.pdf“ adlı eser, sadece bir tarihsel aşk masalı olmanın ötesinde, insan doğasının, özgürlük arayışının, toplumsal koşullanmaların ve bilginin gücünün derinlemesine bir sorgulamasını sunar. Karakterler ve olaylar aracılığıyla, yazar hem bireysel hem de kolektif deneyimlerin tarihsel kökenlerini ve günümüzdeki yansımalarını ele alarak okuyucuya zengin bir düşünce zemini sağlar. Eser, Doğu ve Batı kültürleri arasındaki farklılıkları ve ataerkil sistemlerin kadın üzerindeki etkilerini de gözler önüne sererken, inancın bir kontrol aracı olarak nasıl kullanılabileceğine dair önemli çıkarımlar sunar. Mad’ın kahramanlık yolculuğu, umut, direniş ve bireysel iradenin gücünü simgeler.
Mad – Özgür İnsan English
Mad: A Tale of Ancient Gods and Modern Quests
MAD: Echoes of Ancient Worlds
This excerpt introduces „MAD: Özgür İnsan“ by M. Mehmet Ünver, a novel that explores the echoes of ancient human experiences in contemporary life, comparing the position of women across eras and contrasting Eastern and Western perspectives. The narrative centers on Mad, a young man raised as a priest in the village of Arge, dedicated to the goddess Ninhursag. Mad’s journey unfolds as he is captured and taken to Uruk, then later to Eridu, revealing a world where religious belief, political intrigue, and magical prowess intertwine. He ultimately strives to rescue the goddess Inanna and challenge the prevailing societal structures and beliefs through his unique connection to music and a growing understanding of the powerful figures manipulating the world around him.
Mad: A Journey to Freedom
Detailed Briefing: „MAD: Özgür İnsan“ – Themes, Ideas, and Narrative Summary
Source: Excerpts from „Mad 1.pdf“ by M. Mehmet Ünver
Overview: The provided text, „MAD: Özgür İnsan“ (MAD: Free Human), is presented as a fantasy-novel drawing inspiration from mythology, mysticism, philosophy, and technology. It explores the enduring impact of ancient agricultural societies on modern human life, transcending time and space. The narrative challenges conventional notions of good and evil, rich and poor, and explores the human yearning for freedom against societal constraints and predetermined destinies. The story centers on Mad, a young man chosen for a divine mission, and his journey through contrasting societies (Arge and Uruk), grappling with concepts of freedom, belief, and purpose.
Main Themes:
- Freedom vs. Determinism/Bondage: This is the central conflict. Mad constantly seeks freedom, whether from the strictures of his upbringing as a temple servant, the physical confines of Uruk, or the metaphorical „bad magic“ of societal norms. The text contrasts the „free“ childhood state with the constrained adult world.
- Quotes:„Yet, from birth until the end of childhood, human beings enjoy a more joyful and carefree life, irresponsible, free, bowing to no one, feeling indebted to no one, and sacrificing themselves for no one, without such value judgments.“ (p. 4)
- „I want to be free, I don’t want to be afraid. I want to leave here. I don’t want to spend my whole life with you and in this soulless temple.“ (Mad, p. 36)
- „True freedom is here, in this temple; but you don’t want to see it.“ (Ram, p. 53)
- „Slavery is not the only option for humans, nor is enslavement. Another way must be found. In Arge, everyone was equal under Ninhursag. We must do that here too. We must bring Arge and Ninhursag here.“ (Mad, p. 96)
- The Nature of Belief and „Magic“: The narrative questions the power of belief, portraying it as both a source of strength and a form of entrapment. Different societies have different „magics“ (Ninhursag’s protective magic, Enki’s „bad magic,“ the magic of writing, wealth, and power).
- Quotes:„To believe in something; it is the most difficult magic to break.“ (p. 6)
- „It’s about believing. Believing in her protects us from evil spells.“ (Ram, p. 23)
- „If one is trapped in a belief, it is difficult to escape its magic. Often, they cannot even tolerate a situation outside of what they believe.“ (Pugat, p. 186)
- „Ninhursag told me: ‚I gave you the strongest magic.'“ (Mad, p. 59)
- Contrasting Societies: Arge vs. Uruk/Eridu: The story presents Arge as a simpler, more egalitarian society where people live in harmony with nature and hold collective values. Uruk and Eridu, in contrast, are complex, hierarchical, and oppressive, driven by power, wealth, and rigid rules.
- Quotes:„In Arge, everything was equal in the childhood of human history.“ (p. 4)
- „In Arge, everyone was equal under Ninhursag.“ (Mad, p. 96)
- „This place is Uruk, not Arge. Here, God Tammuz, and the high priest is Khotar.“ (Danel, p. 89)
- „This place, despite all its greatness and splendor, was not as safe as Arge.“ (Narrator, p. 81)
- The Role of Gods/Goddesses and Priests: Gods and their earthly representatives (priests/priestesses) wield immense power and influence over people’s lives. They dictate rules, grant favors, and can also be sources of oppression or divine punishment. The narrative questions their benevolence and true motives.
- Quotes:„The Sumerian Gods and beliefs that existed five thousand years ago have a close relationship or connection with today’s Gods and beliefs.“ (p. 5)
- „Ninhursag protects us from evil spells and harm.“ (Ram, p. 69)
- „Rulers of Eridu, who enslave and govern all Sumerian lands, levy tribute, and have tens of thousands of cavalrymen! Why are you afraid of the magic of an Argeli youth like me?“ (Mad, p. 202)
- Journey and Self-Discovery: Mad’s physical journey from Arge to Uruk and Eridu is paralleled by his internal journey of self-discovery. He learns about the world, challenges his preconceptions, and strives to understand his own identity and purpose as a „savior.“
- Quotes:„I believe that as we grow, we need to re-examine our values, taboos, and habits.“ (p. 5)
- „I have learned so much from you over the months, and I am no longer the same person I was seven months ago.“ (Mad, p. 122)
Most Important Ideas/Facts:
- Mad’s Origin and Divine Connection: Mad was saved from a snakebite as a child by Ninhursag (through Ram’s intervention), leading his mother, Tara, to dedicate him to the goddess. He grows up as a temple servant, trained by Ram. This establishes his unique connection to Ninhursag and his perceived „chosen“ status.
- „If he lives, I will dedicate him to the Goddess!“ (Tara, p. 7)
- „Ninhursag saved Mad, and now she wants him for her temple.“ (Ram, p. 9)
- Arge’s Egalitarian Past and Downfall: Arge is depicted as a simple, equal society in its „childhood,“ where the main goal was survival. Its collapse under Uruk’s military force (searching for iron) highlights the vulnerability of such societies to external, more „advanced“ and aggressive powers.
- „In the childhood of human history, everything was equal.“ (p. 4)
- „Uruk soldiers raided Arge and killed villagers, men, women and children alike. Those they didn’t kill, they brought to Uruk and sold as slaves in the market.“ (Mad, p. 149)
- The „Flute“ (Büyülüdil): This instrument, discovered and taught to Mad by Ram, represents a personal and non-institutional form of „magic“ or expression. It allows Mad to connect with others on an emotional level and express his inner turmoil, contrasting with the rigid, rule-based „magic“ of Uruk’s priests.
- „What is this? What a beautiful sound it has?“ (Mad, p. 33)
- „Sank you are playing the sound of magic, and it is telling me something.“ (Mad, p. 33)
- Mad’s „Mission“ (Inanna’s Rescue): Mad receives a dream-vision from Ninhursag, instructing him to go to Eridu and rescue the goddess Inanna, who is imprisoned by Enki. This becomes his core purpose.
- „Ninhursag spoke to me and said: ‚Mad! I gave you the strongest magic. Now go to Eridu! Tell Enki: I have come to rescue Inanna, the Goddess of Uruk!'“ (Mad, p. 149)
- „Enki took Inanna hostage instead of Tammuz and imprisoned her in the dark dungeon underground.“ (Ninhursag through Mad’s dream, p. 60)
- Uruk and Eridu’s Hierarchical and Oppressive Nature: These cities are portrayed as highly structured societies where power is concentrated in the hands of priests and rulers (Tammuz, Enki, Khotar). They control through „Me’s“ (rules/laws), „writing magic,“ military force, and the concept of a hierarchical afterlife (Dilmun).
- „They rule the people’s lives with immutable laws.“ (Ninhursag through Mad’s dream, p. 61)
- „Here, everyone serves the temple, and every person’s fate depends on Khotar’s decisions.“ (Danel, p. 107)
- „The people believe that there can be no other life outside this order. To believe in something; is it not the hardest magic to break?“ (Pugat, p. 186)
- The Deceit of Power: Characters like Khotar and Sunak manipulate others (including Mad) for their own gain and power. Danel, initially seeming supportive, is also entangled in this web of deceit, though he ultimately forms a genuine friendship with Mad.
- „You were just a pawn to be used by Sunak and Danel for their own purposes to kill Khotar.“ (Narrator, p. 128)
- „If Khotar dies, and you marry Tammuz, what value will this small palace have in your eyes?“ (Danel to Sunak, p. 129)
- „The Strongest Magic“: Mad is told by Ninhursag that he possesses the „strongest magic,“ though he doesn’t know what it is. This becomes a driving force for him, representing an unknown power that he believes will enable him to achieve his mission.
- „Ninhursag said to me, ‚I gave you the strongest magic.'“ (Mad, p. 59)
- „If I succeed in using that magic, it means we have won.“ (Mad, p. 197)
- The Role of Women: The text highlights different roles and perceptions of women. In Arge, female figures like Ram (high priestess) and Tara (nurturing mother) are central and respected. In Uruk/Eridu, noblewomen like Sunak use their status for power (or are constrained by it, like Inanna), while common women can be objectified (fahişe). Pugat represents a blend, being a noblewoman who sacrifices her wealth for love and leads a group of „savior“ warriors.
- „In the East, we encounter the male psyche, which has lost to technology, and this psyche produces patriarchy and prohibition within the family, while also deepening the slavery of women. In the West, self-confident men make women more free and proactive.“ (Preface, p. 4)
- „Here, only non-noble, ordinary peasant women, slaves, and prostitutes show their faces. Noble women only show their faces to noble men.“ (Danel, p. 87)
- The Flood Myth Parallel: The mention of Enki’s instruction to Ziusudra to build an ark during a great flood parallels the Epic of Gilgamesh, grounding the fictional world in ancient Mesopotamian mythology.
- „Hundreds of years ago, when the Gods wanted to kill humans by creating a flood on earth, Enki ordered his loyal priest Ziusudra to build a ship and take a pair of every animal.“ (Ninshubur, p. 193)
Key Conflicts and Developments:
- Mad’s Internal Struggle: He constantly battles the desire for personal freedom against his perceived divine duty to Ninhursag and Inanna. His initial reluctance to accept his priestly role and his attempts to escape highlight this conflict.
- The Fall of Arge: Uruk’s raid on Arge, driven by the need for iron, marks a pivotal moment, forcing Mad into the oppressive Uruk society and fueling his desire for action.
- Training and Manipulation in Uruk: Mad is trained by Danel in the „magic“ of writing, sword fighting, and noble conduct, which he learns to exploit for his own mission. He navigates the manipulative dynamics of Sunak and Danel, using their desire to eliminate Khotar for his own gain.
- The Contest and Revelation: Mad’s victory in the Eridu contest, using his „büyülüdil“ (flute), allows him to publicly declare his mission to rescue Inanna, challenging Enki and his priests directly.
- Ninshubur’s Alliance: Mad’s encounter with Ninshubur, Inanna’s loyal chief aide, provides him with crucial knowledge, allies, and a tangible path to Inanna’s location beneath the Eridu temple.
- The Final Challenge: Mad’s journey to the Abzu (underground chambers) is fraught with danger, symbolizing a descent into the unknown and a direct confrontation with Enki’s „bad magic“ and the creatures that guard Inanna.
Conclusion: „MAD: Özgür İnsan“ is a richly layered narrative that uses a mythical backdrop to explore universal human experiences. It delves into the tension between individual freedom and societal control, the power of belief (both beneficial and harmful), and the quest for justice and truth. Mad’s transformation from a simple, nature-loving Argeli boy into a determined, albeit sometimes naive, „savior“ underscores the idea that true strength and wisdom come from confronting one’s fears and seeking a higher purpose beyond self-interest. The narrative leaves the reader on the cusp of Mad’s ultimate confrontation, with the mystery of his „strongest magic“ yet to be revealed.
Kitabınızı baştan sonuna kadar hem de merakla okudum. Çok beğendim. Sürükleyici. Konu çok değişik. Ben konudaki tanrıları tanıdığım için daha bir yakın geldi. İçinde insanlara verilen ince ve derin mesajlar var. Konu çok iyi işlenmiş. Sizi candan kutlarım.
Selam
……Birazını okumak nasip oldu.
Kuşadası’na geldim, vakit buldukça okumaya devam edeceğim.
Arkadaşım Nihal Vardarın kitabınızı okuyup getirdi bana bir özetini yapmış, çok hoşuma gitti. O çok beğenmiş „İnsan elinden bırakamıyor, çok sürükleyici, dili son derece iyi“ dedi. Ben de vakit buldukça okumaya çalışacağım. Dediğim gibi çok meşgulüm. Bir taraftan dışardaki konuşmalar, bir taraftan yazılar, yaşı dolayısıyla da çabuk yoruluyorum. Yapmak istediğim çok, zaman (ise) çok kısa. Ama „hiç kimse her yapmak istediğini bitirip gitmemiş“, (diye) teselli ediyorum kendimi. Yarın (hayatımı anlatan „Çivi Çiviyi Söker“ adlı) kitabı (sana) postalıyorum.
Bu E-mailleri okumak benim için çok zor. Gözlerim ağrıyor. Yoruluyorum. Çok selam ve sevgiler
Muazzez İlmiye Çığ
(Sümerolog)