Zingara Coburg

1
Mehmet Ünver, Mehmet Unver, Mehmet Uenver
ZİNGARA COBURG

M. Mehmet Ünver

ISBN:
Sayfa Sayısı:
Baskı Tarihi:
Yayınevi:
12.12.2004 / Coburg

Çözüm bekleyen, bir tek insanın sorunu, aslında bir bütün insanlığın sorunudur. Bu tam anlaşılmadığı içindir ki dünyada yaşam bir cehenneme dönüştürülmektedir. Güzel olan her şey bir rüya ya da temenniden öteye geçmemektedir. Halbuki insan dünyada toplumun ve yaşamın bir parçasıdır, hatta “insan evrenin bir parçasıdır” bile denebilir. Hasta, ağlayan, mutsuz olan insan da hâliyle evrenin bozuk parçasıdır. Evren er ya da geç bu bozuk parçanın zararıyla karşı karşıya gelerek yüzleşecektir.

Zingara, toplum denen insanlığın gerçek ulaştığı medeniyetin göstergesidir. Onsuz her dönem ve her çağ eksik kalmaya devam edecek, aşk hiçbir zaman dünyaya inmeyecek, hep romanlarda kalmaya ve yaşanmaya devam edecektir.

Zingara, basit bir konu ya da bir intikam romanı değil, evrenin eksik ve bozuk parçasıdır. Evrene karşı kendisini duyarlı hissedenlerin görmekten kendilerini alamayacakları tarihi bir gerçekliktir. Cesareti ve adaleti olanların okuyup anlayabilecekleri bir mahkeme vakası, aynı zamanda yanlış kararları temyiz için de bir şanstır.

Hayat sadece bir tiyatro oyunudur ve Coburg da benden başka herkesin acemi olduğu küçük bir sahne... Ne olursa olsun Zingara’nın ölmesine asla izin vermeyeceğim!
Hayat bir gökkuşağı gibi farklı renklerden ibaretti ancak, tüm renkleriyle bir bütün ve güzel olabilirdi. Bazı hayatlardan bir renk çalınmış, eksik ve yeri boş duruyordu. O eksik rengi ancak bir Zingara tamamlayabilirdi... Dünyada her şey vardı, olmayan tek şey; Zingara'ydı.
Büyük yangınlar nedense hep küçük kıvılcımlarla başlıyor. Demek ki insan büyük, küçük demeden yakan her şeyden kendisini korumak zorundadır. Söndürülmesi en güç yangınların kaynağı bile çoğu zaman o ciddiye alınmayacak kadar küçük gördüğümüz kıvılcımlarmış... Aynı şekilde; büyük kazalar bile küçücük hatalardan kaynaklanır. Yani senin anlayacağın, küçücük nedenler bazen tahmin edilmeyecek kadar büyük sonuçlar doğurur. İster iyi ister kötü gerçek bu. Hayat bir bilmece gibidir. Sorunun cevabı ne kadar basit olursa olsun, arar bulamazsın. Soruyu sorana “cevabını sen söyle” dersin. O cevabı söyledikten sonra insana düşen tuhaf bir şaşkınlık olur ve yine tuhaf bir tebessümle “Ah ya!” der. Hepsi bu kadar...
İnsanın önünde her zaman gideceği iki yol vardır: Doğru ve kötü yol! Ve insan çoğu zaman ardına bakmadan lâyık olduğu yolda yürürken, neleri yıktığını veya neleri yarattığını göremeyecek kadar kördür... (Mad)
Rosaria Francioso

1. Brief / 1. Mektup

Deutsch

Ich weiß nicht wie ich anfangen soll, ich kann auch nicht so Gut schreiben. Du willst das ich schreibe was ich fühle in Wahrheit ich weiß selber nicht. Ich weiß nur das mein Herz zurzeit weint aus schmerzen. Du willst das ich lachen und des geht nicht. Ich bin mit lächeln auf die Welt gekommen und mit zeit merke ich das ich nie mehr lachen kann. Wieso ist alles ungerecht? Wieso muss ich immer leiden? Wieso habe ich eine Familie den mir nur schmerzen gibt und wieso kein Mensch kann mich nicht verstehen? Die Wahrheit ist das ich allein bin. Ich muss allein kämpfen. Meine einzige glück oder was mir gehört ist mein Kind. Er gibt mir noch kraft weiterkämpfen. Ich liebe ihm über alles und so lange ich leben ich werde ihm glücklich machen. Mein Leben ist so wieso vorbei und ist recht das mein Kind eine schöne leben hat. Ich weiß nicht mehr was ich machen soll. Wie ich mich bewegen und was wichtig ist. Ich habe die Hoffnung verloren. Ich war immer unglücklich im Leben aber kein Mensch Wußte das ich leiden. Weil sie kennen mich mit lächeln ans Gesicht und meine Herz hat innen geweint. Was ich schreibe ist keine Geschichte oder ein Buch des ist die wäre Rosy und was sie fühlt ich kann nichts Schönen schreiben, weil ich nie was Schönen gehabt habe im Leben. Ich weiß eines tag dieses Buch oder was ich geschrieben hab wird verbrand oder kaputt gemacht und von Rosy bleibt nur eine Erinnerung in der Luft oder vielleicht in welches Herz. Ich will mich bei dir bedanken für alles und ich hoffe das du verstehst was Rosy fühlt. Ich kann nicht schreiben ich bin perfekt oder ich bin die beste. İch bin nur eine armen die Freude und glück sucht und ich hoffe das ich eines tagwieder lachen kann.

Danke….

Ich bin in Gallipoli (LECCE) Italien geboren am 25.06.1976. Ich habe 3 Brüder und 3 Schwester wir sind zu sieben. Ich war mit 3 Jahre in eine heim und dort bin ich Groß gezogen. Ich habe meine Familien in die dreizehn Jahre kaum gesehen. İch meine Familien nur Mutter. Weil mein Vater unbekannt ist. Dort habe ich vieles gelernt. Zehn Jahre war ich in die schule und bin ich froh und ich brave nicht das ich da drin war, weil habe ich Erziehung und Respekt zu den Menschen gelernt. İn Wahrheit mir hat liebe und Wärme Gefühl die liebe die in eine Familie gibt. Heute habe ich selber ein Kind und er gibt mir alles was ich nicht gehabt habe. Liebe, Freude, glück, wärme, er ist für mich alles auch ein Freund.

Mit 17 bin ich von heim raus ich war ein Jahr mit Familien. İch habe gewartet so lange das ich 18 bin und weg zu gehen und in dem Jahr wäre mir liebe weiter heim bleibe ich war so froh nach dreizehn Jahre meine Familien zu sehen aber in Wahrheit war ich zu viel deswegen bin dann weg nach Deutschland. Hier habe ich mein Leben selber gebaut habe ich gearbeitet und selber mein Geld verdient. Heute bin ich 27 und habe ich ein wunderbares Kind er ist bald 8 und bin froh, dass ich bin nicht mehr allein bin. Mein Leben war nicht so schön aber egal ich muss weiter kämpfen für mein Kind. İch wünsch mir, dass er glücklich ist und ich bin froh, wenn ich höre, dass mein Kind zu mir sagt, dass ich die beste Mutter bin. Eines tag, wenn er groß ist ich werde ihm erzählen wie schwer das Leben ist.

ZINGARA

Türkçe

Nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Öyle güzel de yazamam. Sen neler hissettiğimi yazmamı istiyorsun, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, şu an yüreğim acıdan sızlıyor. Sen ise gülmemi istiyorsun, ama olmuyor. Ben gülerek dünyaya geldim sonrasında ise asla bir daha gülemedim.

Neden her şey bu kadar adaletsiz? Neden her şey bana acı veriyor? Neden bana sadece acı veren bir ailem var ve neden beni anlayacak bir insan bile bulamıyorum? Gerçek şu ki; yapayalnızım. Tek başıma savaşmaktayım. Tek tesellim ya da bana ait tek varlığım, oğlumdur. O bana güç veriyor, savaşmaya devam etmemi sağlıyor. Onu her şeyden daha çok seviyorum. Yaşadığım sürece onun şanslı olması için elimden geleni yapacağım. Benim için nasılsa artık her şey için çok geç ama onun güzel bir hayatı var.

Bilmiyorum daha ne yapmalıyım? Nasıl hareket etmeliyim? Önemli olan nedir? Umudumu yitirdim. Her zaman hayatta şansızdım ama insanlar acı dolu olduğumu bilmiyor beni sadece gülen yüzümle tanıyorlar. Halbuki yüreğim kan ağlıyor.
Ne yazayım? Hikaye mi? Kitap mı? Zingara’nın duyguları bunlarmış, diyeyim. Zaten ben güzel yazmayı beceremem ki. Hayatımda hiçbir zaman güzel bir şeyim olmadı ki. Biliyorum bu kitap veya yazdığım duygular da bir gün ya yanacak ya da kaybolup gidecek. Zingara’dan geriye sadece bir hava ya da bir kalpte anı olarak kalacak.

Sana teşekkür etmek istiyorum. Senin Zingara’nın duygularını anladığını umuyorum. Ben doğru olduğumu söyleyemem ya da en iyi benim de diyemem. Ben sadece mutluluk ve şans arayan zavallıyım. Umuyorum bir gün yeniden gülebilirim.

Ben, yirmi beş haziranda, İtalya’nın Gallipoli diğer adıyla, Lecce denilen kasabasında dünyaya geldim. Üç erkek dört kız, yedi kardeşiz. Benim babam yok. Annemin evlilik dışı gayrimeşru çocuğu olarak doğdum. Bu yüzden babam beni istemedi. Üç yaşında iken, beni bir çocuk yuvasına verdiler. On üç yıl boyunca aynı mahallede oturmamıza rağmen, ailem beni bir kez bile görmeye gelmedi. Annem bile gelmedi. Annemi ve ailemi ilk defa on altı yaşında iken tanıdım. Diğer çocuklar tatil günleri ailelerinin yanına gittiklerinde onları hep kıskanırdım. Ben her gün yuvada kaldığım için çok üzülürdüm, hep ağlardım. Yıllar sonra annem gerçek babamın kim olduğunu söyledi ama o da beni görmek istemedi. Onun için ben de onu defterimden sildim. Çocuk yuvasında akıllı ve çalışkan bir çocuktum. Orada çok şeyler öğrendim. İnsanlara saygılı olmayı öğrendim. Bana gerçek sevgi ve aile sıcaklığı verdi. Bugün benim de bir çocuğum var ve o bana her şeyi veriyor. O benim için sevgi, mutluluk, sıcaklık ve candan bir arkadaş oldu. On yedi yaşıma geldiğimde yuvadan ayrıldım ve bir yıl ailemin yanında kaldım. On sekiz yaşıma gelip evden ayrılmak için sabırsızlıkla bekliyordum. Keşke o bir yıl da yuvada kalsaydım. On üç yıl sonra ailemi görmek beni çok mutlu etmişti ama artık kendi hayatımı kurmam gerekiyordu. Sonunda Almanya’ya geldim. Çalıştım, paramı kendim kazandım. Bugün yirmi yedi yaşındayım, harika bir oğlum var. O da sekiz yaşında. Artık yalnız olmadığım için mutluyum. Benim hayatım öyle güzel değildi ama önemli değil, savaşa devam etmeliyim. Hiç değilse oğlum için. Dilerim o bana şans getirir ve günün birinde oğlumun: “Benim dünyanın en iyi annesi” olduğumu söylediğini işitmek, beni mutlu edecek. Bir gün büyüdüğünde hayatın ne kadar zor olduğunu ona anlatacağım.

ZINGARA

Rosaria Francioso und Kevin

2. Brief / 2. Mektup

Deutsch

Nach viel Stress und Probleme durch einen Schutzengel den mir Gott geschickt hat, mein Leben hat sich geändert. Ich kann wieder lachen diese Gefühle habe ich schon lange nicht gehabt. Ich fühle mich besser und sicher er versucht alles das ich glücklich bin das ich lachen macht mir immer Freude er ist ein lieber Mensch. Solcher Mensch gibt wenig auf Welt und ich bin froh das mir das alles passiert.

Ich merke das langsam mein Leben ändert. Ich will nicht mehr an meine Vergangenheit denken. Ich will alles Neues anfangen. Ich habe jetzt kraft bekommen. Langsam meine Narben gehen zu und mein Herz fang zum Lachen. Ich habe Lust zum Leben. Weil das Leben ist schön, wenn man will. Die alte Rosy wollte früh sterben. Für sie hat das Leben keines Sinns mehr gehabt. War alles vorbei nur gelitten. Sie hat keine Hoffnung und keine kraft zum Kämpfen gehabt. Jetzt ist eine ZINGARA geboren so ein freundliches Mädchen mit viel Kraft. Sie will leben sie will hier beste tun sie will lieben sie will jeden zeigen wie schön das Leben ist. Mein Herz ist warm geworden vollen liebe zu den Menschen auch zu meine feinde. Was ist mit mir passiert irgendeine licht hat meine Augen auf gemacht ich sehe das Licht jeden Tag danke mein licht das du mir die Richtige weg zeigst. Danke das du bei mir bist lass mich nicht allein sonst sehe ich wieder die Dunkelheit. Ich habe Angst von Dunkelheit ich habe 27 Jahre in dunkel gelebt jetzt sehe ich wieder die Sonne dieses licht denn jeden Tag mein Herz wärmt. Ich will kein Fehler mehr machen ich versuchen mein beste. Jeden wird mich anders kennen nicht diese dumme und gute herzige Frau den alle über sie gelacht habe den alle verarscht und ausgenutzt habe…

“Schluss” ich bin ein “ZINGARA” und mein Leben fängt jetzt an. Ich habe träume und ich werde diesen Traum realisieren. Ich will sterben erste, wenn ich alles geschafft haben das ich weiß das ich was Gutes getan habe. Kevin mein Kind du wirst nicht mehr deine Mama schwach sehen. Sie ist stark geworden und zusammen werden wir das Leben gewinnen.

Hab dich lieb
deine Mama

 

Türkçe

Pek çok sorun ve meşakkatten sonra Tanrı’nın bana gönderdiği bir koruyucu melek, hayatımı değiştirdi. Tekrar gülebiliyorum. Bu duyguyu yıllardır unutmuştum. Kendimi daha iyi ve güvende hissediyorum. O sevgi dolu insan, beni mutlu etmek için ne gerekiyorsa yapıyor. Onun gibi insanlar dünyada çok az. Onu tanıdığım için seviniyorum.

Yavaş yavaş hayatımın değiştiğini hissediyorum. Artık, geçmişimi hatırlamak yerine her şeye yeniden başlamak istiyorum. Şimdi bana güç geldi. Yavaş yavaş yaralarım kapanıyor ve yürek sızılarım diniyor. Yaşamak için hevesim var çünkü, insan isterse yaşamak gerçekten çok güzel. Eski Rosy önceleri ölmek isterdi. Hayatta hiçbir umudu kalmamış onun için her şey bitmiş, yalnızca acı çekiyordu. Savaşmak için gücü ve umudu tükenmişti. Şimdi güçlü bir Zingara doğdu. Yaşamak istiyor, bu şehirde en iyisini başarmak istiyor, sevmek istiyor, yaşamanın ne güzel olduğunu herkese göstermek istiyor. Yüreğim düşmanlarıma karşı bile sıcacık sevgiyle doldu. Bana bir şeyler oldu. Bir ışık gözlerimi aydınlattı. O ışığı her gün görüyorum. Işığım, bana doğru yolu gösterdiğin için sana minnettarım. Benimle birlikte olduğun için teşekkür ederim. Beni yalnız bırakma! Yoksa yine karanlığa düşerim. Karanlıktan korkuyorum. Yirmiyedi yıl karanlıkta yaşadım, şimdi tekrar kalbimi ısıtan güneşi her gün görebiliyorum. Artık hata yapmak istemiyorum. Yeteneğimi herkese göstermek istiyorum. Herkes beni yeniden tanıyacak. Artık herkesin üzerine güldüğü, aldattığı ve kullandığı o iyi kalpli, aptal kadın değilim.

Yeter, ben bir Zingara’yım! Benim için hayat yeni başlıyor. Bir hayalim var ve bunu gerçekleştirmek istiyorum. Her şeyi başarmadan ölmek istemiyorum. Neyi iyi yaptığımı biliyorum. Kevin, yavrum! Artık anneni zayıf görmeyeceksin. O güçlendi. Birlikte hayat kavgasını kazanacağız.

Seni seviyorum
Annen

Zingara’nın Mektubu

Senin kadar güzel şeyler yazamayabilirim. Beklediğin gibi bir mektup da olmayabilir, yine de içimdekileri sana dökmek istiyorum.

Beni dünyada en iyi senin anlaman gerek, başka hiç kimse değil! Çünkü senin sayende yeni şeyler öğrendim. Daha düne kadar kalede yaşayan basit bir Çingene kızıydım. Ama seni tanıdığımdan beri ben, eski ben değilim. Yani, Çingene öldü, artık Zingara var. Benim yaratıcım sensin! Sen olmasaydın hâlâ diğer insanlar gibi basit ve sıradan yaşayacaktım. Sen bana hayatı öğrettin. Hayatın aslında ne kadar zor olduğunu fakat istenince her şeyin üstesinden gelinebileceğini gösterdin. Gözümü sen açtın. Ben sana nasıl güveniyor ve inanıyorsam, senin de bana inanman lâzım. Eğer ben diğer insanlar gibi boş şeylerle vakit geçirmek istesem niye senin peşinden geleyim? O zaman alır başımı başka yöne giderdim ama, ben böyle bir yaşamı istemiyorum. Zingara artık böyle yaşamaz, yaşayamaz! Eğer ben eski Çingene kızı olsaydım, yarın bir gün birini bulur evlenir, çoluk çocuğa da karışırdım. Oysa ben ömrümü diğer kadınlar gibi bir erkeğe bağlanıp onun kölesi olarak yaşamak da istemiyorum. Her geçen gün kendimi değiştirmek ve geliştirmek istiyorum ve bu da ancak yanımda sen olursan, senden güç alırsam mümkün olur. Sensiz, ben zavallı biri olup çıkarım. Eminim Zingara’nın sonunu sen de böyle görmektense, ölmeyi tercih edersin.

Zingara burada, soyluların hizmetinde, bir hizmetçi olarak kalıp ne yapsın? Onların kurallarıyla mı yaşasın? Onlar kötü büyülenmişler, ben onlar gibi olmak istemiyorum. Coburg’ta senden arta kalacak geçmişimle yaşayıp, üzülmek de istemiyorum. Bu şehir senden sonra bana yalnızca acı verir. Her geçen gün daha çok boğulurum. O zaman da Zingara’ya yazık olmaz mı?
Bundan sonra birbirimizden başka kimimiz olacak ki? Bak, annemi dahi burada bırakıp seninle geleceğim, yeniden doğmak için.

Dilerim bu yazdıklarımdan sonra artık beni anlar ve tıpkı sana inandığım gibi sen de bana inanırsın!

“Gül kadar güzel,
bebek kadar masum,
ateş kadar yakıcı,
ölüm kadar acıdır aşk.”

Zingara

1. Brief
Rosaria Francioso

1. Brief / 1. Mektup

Deutsch

Ich weiß nicht wie ich anfangen soll, ich kann auch nicht so Gut schreiben. Du willst das ich schreibe was ich fühle in Wahrheit ich weiß selber nicht. Ich weiß nur das mein Herz zurzeit weint aus schmerzen. Du willst das ich lachen und des geht nicht. Ich bin mit lächeln auf die Welt gekommen und mit zeit merke ich das ich nie mehr lachen kann. Wieso ist alles ungerecht? Wieso muss ich immer leiden? Wieso habe ich eine Familie den mir nur schmerzen gibt und wieso kein Mensch kann mich nicht verstehen? Die Wahrheit ist das ich allein bin. Ich muss allein kämpfen. Meine einzige glück oder was mir gehört ist mein Kind. Er gibt mir noch kraft weiterkämpfen. Ich liebe ihm über alles und so lange ich leben ich werde ihm glücklich machen. Mein Leben ist so wieso vorbei und ist recht das mein Kind eine schöne leben hat. Ich weiß nicht mehr was ich machen soll. Wie ich mich bewegen und was wichtig ist. Ich habe die Hoffnung verloren. Ich war immer unglücklich im Leben aber kein Mensch Wußte das ich leiden. Weil sie kennen mich mit lächeln ans Gesicht und meine Herz hat innen geweint. Was ich schreibe ist keine Geschichte oder ein Buch des ist die wäre Rosy und was sie fühlt ich kann nichts Schönen schreiben, weil ich nie was Schönen gehabt habe im Leben. Ich weiß eines tag dieses Buch oder was ich geschrieben hab wird verbrand oder kaputt gemacht und von Rosy bleibt nur eine Erinnerung in der Luft oder vielleicht in welches Herz. Ich will mich bei dir bedanken für alles und ich hoffe das du verstehst was Rosy fühlt. Ich kann nicht schreiben ich bin perfekt oder ich bin die beste. İch bin nur eine armen die Freude und glück sucht und ich hoffe das ich eines tagwieder lachen kann.

Danke….

Ich bin in Gallipoli (LECCE) Italien geboren am 25.06.1976. Ich habe 3 Brüder und 3 Schwester wir sind zu sieben. Ich war mit 3 Jahre in eine heim und dort bin ich Groß gezogen. Ich habe meine Familien in die dreizehn Jahre kaum gesehen. İch meine Familien nur Mutter. Weil mein Vater unbekannt ist. Dort habe ich vieles gelernt. Zehn Jahre war ich in die schule und bin ich froh und ich brave nicht das ich da drin war, weil habe ich Erziehung und Respekt zu den Menschen gelernt. İn Wahrheit mir hat liebe und Wärme Gefühl die liebe die in eine Familie gibt. Heute habe ich selber ein Kind und er gibt mir alles was ich nicht gehabt habe. Liebe, Freude, glück, wärme, er ist für mich alles auch ein Freund.

Mit 17 bin ich von heim raus ich war ein Jahr mit Familien. İch habe gewartet so lange das ich 18 bin und weg zu gehen und in dem Jahr wäre mir liebe weiter heim bleibe ich war so froh nach dreizehn Jahre meine Familien zu sehen aber in Wahrheit war ich zu viel deswegen bin dann weg nach Deutschland. Hier habe ich mein Leben selber gebaut habe ich gearbeitet und selber mein Geld verdient. Heute bin ich 27 und habe ich ein wunderbares Kind er ist bald 8 und bin froh, dass ich bin nicht mehr allein bin. Mein Leben war nicht so schön aber egal ich muss weiter kämpfen für mein Kind. İch wünsch mir, dass er glücklich ist und ich bin froh, wenn ich höre, dass mein Kind zu mir sagt, dass ich die beste Mutter bin. Eines tag, wenn er groß ist ich werde ihm erzählen wie schwer das Leben ist.

ZINGARA

Türkçe

Nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Öyle güzel de yazamam. Sen neler hissettiğimi yazmamı istiyorsun, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, şu an yüreğim acıdan sızlıyor. Sen ise gülmemi istiyorsun, ama olmuyor. Ben gülerek dünyaya geldim sonrasında ise asla bir daha gülemedim.

Neden her şey bu kadar adaletsiz? Neden her şey bana acı veriyor? Neden bana sadece acı veren bir ailem var ve neden beni anlayacak bir insan bile bulamıyorum? Gerçek şu ki; yapayalnızım. Tek başıma savaşmaktayım. Tek tesellim ya da bana ait tek varlığım, oğlumdur. O bana güç veriyor, savaşmaya devam etmemi sağlıyor. Onu her şeyden daha çok seviyorum. Yaşadığım sürece onun şanslı olması için elimden geleni yapacağım. Benim için nasılsa artık her şey için çok geç ama onun güzel bir hayatı var.

Bilmiyorum daha ne yapmalıyım? Nasıl hareket etmeliyim? Önemli olan nedir? Umudumu yitirdim. Her zaman hayatta şansızdım ama insanlar acı dolu olduğumu bilmiyor beni sadece gülen yüzümle tanıyorlar. Halbuki yüreğim kan ağlıyor.
Ne yazayım? Hikaye mi? Kitap mı? Zingara’nın duyguları bunlarmış, diyeyim. Zaten ben güzel yazmayı beceremem ki. Hayatımda hiçbir zaman güzel bir şeyim olmadı ki. Biliyorum bu kitap veya yazdığım duygular da bir gün ya yanacak ya da kaybolup gidecek. Zingara’dan geriye sadece bir hava ya da bir kalpte anı olarak kalacak.

Sana teşekkür etmek istiyorum. Senin Zingara’nın duygularını anladığını umuyorum. Ben doğru olduğumu söyleyemem ya da en iyi benim de diyemem. Ben sadece mutluluk ve şans arayan zavallıyım. Umuyorum bir gün yeniden gülebilirim.

Ben, yirmi beş haziranda, İtalya’nın Gallipoli diğer adıyla, Lecce denilen kasabasında dünyaya geldim. Üç erkek dört kız, yedi kardeşiz. Benim babam yok. Annemin evlilik dışı gayrimeşru çocuğu olarak doğdum. Bu yüzden babam beni istemedi. Üç yaşında iken, beni bir çocuk yuvasına verdiler. On üç yıl boyunca aynı mahallede oturmamıza rağmen, ailem beni bir kez bile görmeye gelmedi. Annem bile gelmedi. Annemi ve ailemi ilk defa on altı yaşında iken tanıdım. Diğer çocuklar tatil günleri ailelerinin yanına gittiklerinde onları hep kıskanırdım. Ben her gün yuvada kaldığım için çok üzülürdüm, hep ağlardım. Yıllar sonra annem gerçek babamın kim olduğunu söyledi ama o da beni görmek istemedi. Onun için ben de onu defterimden sildim. Çocuk yuvasında akıllı ve çalışkan bir çocuktum. Orada çok şeyler öğrendim. İnsanlara saygılı olmayı öğrendim. Bana gerçek sevgi ve aile sıcaklığı verdi. Bugün benim de bir çocuğum var ve o bana her şeyi veriyor. O benim için sevgi, mutluluk, sıcaklık ve candan bir arkadaş oldu. On yedi yaşıma geldiğimde yuvadan ayrıldım ve bir yıl ailemin yanında kaldım. On sekiz yaşıma gelip evden ayrılmak için sabırsızlıkla bekliyordum. Keşke o bir yıl da yuvada kalsaydım. On üç yıl sonra ailemi görmek beni çok mutlu etmişti ama artık kendi hayatımı kurmam gerekiyordu. Sonunda Almanya’ya geldim. Çalıştım, paramı kendim kazandım. Bugün yirmi yedi yaşındayım, harika bir oğlum var. O da sekiz yaşında. Artık yalnız olmadığım için mutluyum. Benim hayatım öyle güzel değildi ama önemli değil, savaşa devam etmeliyim. Hiç değilse oğlum için. Dilerim o bana şans getirir ve günün birinde oğlumun: “Benim dünyanın en iyi annesi” olduğumu söylediğini işitmek, beni mutlu edecek. Bir gün büyüdüğünde hayatın ne kadar zor olduğunu ona anlatacağım.

ZINGARA

2. Brief
Rosaria Francioso und Kevin

2. Brief / 2. Mektup

Deutsch

Nach viel Stress und Probleme durch einen Schutzengel den mir Gott geschickt hat, mein Leben hat sich geändert. Ich kann wieder lachen diese Gefühle habe ich schon lange nicht gehabt. Ich fühle mich besser und sicher er versucht alles das ich glücklich bin das ich lachen macht mir immer Freude er ist ein lieber Mensch. Solcher Mensch gibt wenig auf Welt und ich bin froh das mir das alles passiert.

Ich merke das langsam mein Leben ändert. Ich will nicht mehr an meine Vergangenheit denken. Ich will alles Neues anfangen. Ich habe jetzt kraft bekommen. Langsam meine Narben gehen zu und mein Herz fang zum Lachen. Ich habe Lust zum Leben. Weil das Leben ist schön, wenn man will. Die alte Rosy wollte früh sterben. Für sie hat das Leben keines Sinns mehr gehabt. War alles vorbei nur gelitten. Sie hat keine Hoffnung und keine kraft zum Kämpfen gehabt. Jetzt ist eine ZINGARA geboren so ein freundliches Mädchen mit viel Kraft. Sie will leben sie will hier beste tun sie will lieben sie will jeden zeigen wie schön das Leben ist. Mein Herz ist warm geworden vollen liebe zu den Menschen auch zu meine feinde. Was ist mit mir passiert irgendeine licht hat meine Augen auf gemacht ich sehe das Licht jeden Tag danke mein licht das du mir die Richtige weg zeigst. Danke das du bei mir bist lass mich nicht allein sonst sehe ich wieder die Dunkelheit. Ich habe Angst von Dunkelheit ich habe 27 Jahre in dunkel gelebt jetzt sehe ich wieder die Sonne dieses licht denn jeden Tag mein Herz wärmt. Ich will kein Fehler mehr machen ich versuchen mein beste. Jeden wird mich anders kennen nicht diese dumme und gute herzige Frau den alle über sie gelacht habe den alle verarscht und ausgenutzt habe…

“Schluss” ich bin ein “ZINGARA” und mein Leben fängt jetzt an. Ich habe träume und ich werde diesen Traum realisieren. Ich will sterben erste, wenn ich alles geschafft haben das ich weiß das ich was Gutes getan habe. Kevin mein Kind du wirst nicht mehr deine Mama schwach sehen. Sie ist stark geworden und zusammen werden wir das Leben gewinnen.

Hab dich lieb
deine Mama

 

Türkçe

Pek çok sorun ve meşakkatten sonra Tanrı’nın bana gönderdiği bir koruyucu melek, hayatımı değiştirdi. Tekrar gülebiliyorum. Bu duyguyu yıllardır unutmuştum. Kendimi daha iyi ve güvende hissediyorum. O sevgi dolu insan, beni mutlu etmek için ne gerekiyorsa yapıyor. Onun gibi insanlar dünyada çok az. Onu tanıdığım için seviniyorum.

Yavaş yavaş hayatımın değiştiğini hissediyorum. Artık, geçmişimi hatırlamak yerine her şeye yeniden başlamak istiyorum. Şimdi bana güç geldi. Yavaş yavaş yaralarım kapanıyor ve yürek sızılarım diniyor. Yaşamak için hevesim var çünkü, insan isterse yaşamak gerçekten çok güzel. Eski Rosy önceleri ölmek isterdi. Hayatta hiçbir umudu kalmamış onun için her şey bitmiş, yalnızca acı çekiyordu. Savaşmak için gücü ve umudu tükenmişti. Şimdi güçlü bir Zingara doğdu. Yaşamak istiyor, bu şehirde en iyisini başarmak istiyor, sevmek istiyor, yaşamanın ne güzel olduğunu herkese göstermek istiyor. Yüreğim düşmanlarıma karşı bile sıcacık sevgiyle doldu. Bana bir şeyler oldu. Bir ışık gözlerimi aydınlattı. O ışığı her gün görüyorum. Işığım, bana doğru yolu gösterdiğin için sana minnettarım. Benimle birlikte olduğun için teşekkür ederim. Beni yalnız bırakma! Yoksa yine karanlığa düşerim. Karanlıktan korkuyorum. Yirmiyedi yıl karanlıkta yaşadım, şimdi tekrar kalbimi ısıtan güneşi her gün görebiliyorum. Artık hata yapmak istemiyorum. Yeteneğimi herkese göstermek istiyorum. Herkes beni yeniden tanıyacak. Artık herkesin üzerine güldüğü, aldattığı ve kullandığı o iyi kalpli, aptal kadın değilim.

Yeter, ben bir Zingara’yım! Benim için hayat yeni başlıyor. Bir hayalim var ve bunu gerçekleştirmek istiyorum. Her şeyi başarmadan ölmek istemiyorum. Neyi iyi yaptığımı biliyorum. Kevin, yavrum! Artık anneni zayıf görmeyeceksin. O güçlendi. Birlikte hayat kavgasını kazanacağız.

Seni seviyorum
Annen

Zingara'nın Mektubu

Zingara’nın Mektubu

Senin kadar güzel şeyler yazamayabilirim. Beklediğin gibi bir mektup da olmayabilir, yine de içimdekileri sana dökmek istiyorum.

Beni dünyada en iyi senin anlaman gerek, başka hiç kimse değil! Çünkü senin sayende yeni şeyler öğrendim. Daha düne kadar kalede yaşayan basit bir Çingene kızıydım. Ama seni tanıdığımdan beri ben, eski ben değilim. Yani, Çingene öldü, artık Zingara var. Benim yaratıcım sensin! Sen olmasaydın hâlâ diğer insanlar gibi basit ve sıradan yaşayacaktım. Sen bana hayatı öğrettin. Hayatın aslında ne kadar zor olduğunu fakat istenince her şeyin üstesinden gelinebileceğini gösterdin. Gözümü sen açtın. Ben sana nasıl güveniyor ve inanıyorsam, senin de bana inanman lâzım. Eğer ben diğer insanlar gibi boş şeylerle vakit geçirmek istesem niye senin peşinden geleyim? O zaman alır başımı başka yöne giderdim ama, ben böyle bir yaşamı istemiyorum. Zingara artık böyle yaşamaz, yaşayamaz! Eğer ben eski Çingene kızı olsaydım, yarın bir gün birini bulur evlenir, çoluk çocuğa da karışırdım. Oysa ben ömrümü diğer kadınlar gibi bir erkeğe bağlanıp onun kölesi olarak yaşamak da istemiyorum. Her geçen gün kendimi değiştirmek ve geliştirmek istiyorum ve bu da ancak yanımda sen olursan, senden güç alırsam mümkün olur. Sensiz, ben zavallı biri olup çıkarım. Eminim Zingara’nın sonunu sen de böyle görmektense, ölmeyi tercih edersin.

Zingara burada, soyluların hizmetinde, bir hizmetçi olarak kalıp ne yapsın? Onların kurallarıyla mı yaşasın? Onlar kötü büyülenmişler, ben onlar gibi olmak istemiyorum. Coburg’ta senden arta kalacak geçmişimle yaşayıp, üzülmek de istemiyorum. Bu şehir senden sonra bana yalnızca acı verir. Her geçen gün daha çok boğulurum. O zaman da Zingara’ya yazık olmaz mı?
Bundan sonra birbirimizden başka kimimiz olacak ki? Bak, annemi dahi burada bırakıp seninle geleceğim, yeniden doğmak için.

Dilerim bu yazdıklarımdan sonra artık beni anlar ve tıpkı sana inandığım gibi sen de bana inanırsın!

“Gül kadar güzel,
bebek kadar masum,
ateş kadar yakıcı,
ölüm kadar acıdır aşk.”

Zingara

Aufrufe: 364

Nächster ArtikelGästebuch

1 Kommentar

  1. Hallo Rosi!!
    Ich habe deine Geschichte gelesen, sie ist sehr traurig, ich habe gar nicht gewusst das du ein so schweres Leben hattest!! Ich glaube so wie es mir geht, geht es vielen Menschen, sie schätzen dich einfach falsch ein!! Es freut mich das Du eine Weg mit Perspektive gefunden hast!! Du bist scheinbar eine sehr starke Frau, mach weiter so dann kann dir auch niemand mehr weh tun!! Und Kevin wird seine Mama immer lieben

    Liebe Grüße
    Sandra (Die Frau von Walid)!!

Kommentieren Sie den Artikel

Bitte geben Sie Ihren Kommentar ein!
Bitte geben Sie hier Ihren Namen ein