11.6 C
Reutlingen
Dienstag, Mai 11, 2021

Gästebuch

Site veya Mehmet Ünver’in eserleri hakkında görüş, öneri ve eleştirilerinizi diğer okuyucularla da paylaşmak istiyorsanız aşağıdaki forumu kullanabilirsiniz.

Yorum yazmak için burayı kullanın! Einen neuen Eintrag für das Gästebuch schreiben

 
 
 
 
 
 
 
Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht.
E-Mail adresiniz burada görüntülenmeyecektir.
16 Einträge
Serhat Yalçın Serhat Yalçın
Merhaba Mehmet. Çoğu insanın cesaret edemeyeceği, aykırı tespitlerle dolu böyle bir romanı yazmaya cesaret etmenden dolayı tebrik ederim. Romandaki kurgular ve bilgiler duygularıyla hareket edeni memnun eder mi bilmiyorum ama ben ziyadesiyle beğendim. Yazı dili yalın ve akıcı. Başta insanı... Weiterlesen
Merhaba Mehmet.

Çoğu insanın cesaret edemeyeceği, aykırı tespitlerle dolu böyle bir romanı yazmaya cesaret etmenden dolayı tebrik ederim.

Romandaki kurgular ve bilgiler duygularıyla hareket edeni memnun eder mi bilmiyorum ama ben ziyadesiyle beğendim.

Yazı dili yalın ve akıcı. Başta insanı girdap gibi içine çekip sürüklüyor. Gelişme bölümünde elbetteki tarihi roman olduğu için, kronolojik bilgiler vermek zorunda kalmışsın. Bu okuyucuyu biraz sıkabilir. Ama sonrasında güzel toparlamışsın.

Analitik düşünceden uzak, duyguların hakim olduğu coğrafyalardaki insanların çoğunluğu ilkel dürtülerinden kurtulamadığından din ve milliyetçilik sarmalına girer. Zihni yormak işine gelmez. Düşünürse rahatlığını kaybedecek belki de. O yüzden kolay olanı, inanmayı, özdeşim kurarak kazanım elde etmeyi tercih eder. Analitik düşünenler ise hayal gücüyle yeni bir dinin kitabını yazar, yüzyıllarca dünyayı kasıp kavurur. Ya da senin gibi güzel eserler vererek dünyaya bir çentik atar ve yüzyıllarca unutulmaz.

Romanında tam da bu dediklerimin üzerine basmışsın. Duygulara en iyi hitap şekli, inanç ve kutsallık sosuyla ortaya koyulan manifestolardır. İsa, Muhammed vs öncüler bunun farkında olduklarından kitleleri peşlerinden sürüklemişlerdir. Güncel dönemlere baktığımızda cahiliye dönemi dedikleri dönem bizim ülkemizde hala sürüyor. Kitleler hala elinde kutsal kitaplarla meydanlara çıkan, esip gürleyenlerin peşinden sürükleniyor. Baş tacı ediyor. Hatta beşinci halife yapmaya çalışıyor.

Evet “tüm iktidarlar zorbadır”. dediğin gibi duygu yoğunluğuna sahip insanlar güce tapar, güce tapanlara da ancak zorbalık hükmedebilir ve onları konsolide eder. Ali’nin handikapı da orda başlamış zaten. Muavviye bunu iyi bildiğinden Muhammed’i taklit etmiş gücü göstermekten imtina etmemiştir.

“Dinlerin yarattığı çelişki ve kiliselerin parçalanmışlığı” tespitin yerinde bir tespit. Bunun farkına varan ve bu çelişkilerden yararlanarak, afyonlanmayan, düşünce üretip politikleşen Amedliler huzurlu birlikteliği yakalamışlar.

Çok eşlilik meselesine gelince sanırım bu dinden bağımsız bir durum ve erkeklerin en büyük handikapı. Birçok erkek Hasan’ın yerinde olmak yada arzuladığı kadına ulaşmak ve bu durumu meşrulaştırmak için gökten bir ayet indirmeye muktedir olmak isterdi.

Dünyamıza eserlerinle çentik atmaya devam et.

Sevgiyle kal bilge insan.
Nihal Olgun Nihal Olgun
Ganimet Savaşları kitabı, dili ustalıkla kullanan yazarın İslam Peygamberi’nin ortaya çıkışı ve bir avuç insanla başladığı yolculuğunun İslam Devleti adıyla dünya çapında bir dine evrilmesini konu ediniyor. ‘Anlatıcı yazar’ edasıyla yazar, yeri geldiğinde romana dahil oluyor ve tarih, sosyoloji, psikoloji... Weiterlesen
Ganimet Savaşları kitabı, dili ustalıkla kullanan yazarın İslam Peygamberi’nin ortaya çıkışı ve bir avuç insanla başladığı yolculuğunun İslam Devleti adıyla dünya çapında bir dine evrilmesini konu ediniyor. ‘Anlatıcı yazar’ edasıyla yazar, yeri geldiğinde romana dahil oluyor ve tarih, sosyoloji, psikoloji alanlarındaki derin okumalarının sonucu edindiği bilgi birikimini açıkça okuyucuyla paylaşıyor, okuyucunun farklı bir pencereden olaylara ve insanlara bakmasını istiyor.
Kitapta evrenin yaratılışından başlayıp İslam Peygamberi’nin hayatı, mücadelesi ve onun ölümü sonrasında ortaya çıkan olaylar, yeni oluşumlar yazarın özgün yorumuyla veriliyor. Abbasiler’e kadar olan kısımda bir nevi devleti sağlamlaştırma mücadelesi, kutsal emanetlere ve dine bakış açısı özetleniyor. Aslında görünürde konu İslam Peygamberi iken alt metinde diğer tüm dinler de yazarın çıkarımlarından nasibini alıyor; seküler bakış açısıyla iktidarla ve devletle temas eden her din ve kutsal kirlenir mesajı veriliyor. Zira yazarın ifadesiyle “biri hakkaniyeti öğütlerken diğeri hak yemeye mecbur kılar.” Yazarın bir röportajında dediği gibi “Tarih insanların birbirini boğazlama hikâyesinden başka bir şey değildir.” tezini doğrularcasına kitapta çok şiddetli ve acımasız savaş ve katliam sahneleri veriliyor.
Adeta bir betimleme ustası olan yazar, sadece görsel betimlemeyle kalmıyor özellikle savaş sahnelerinde bir yazarlık prensibi olan ‘söyleme, göster’ ilkesi gereği adeta etraftaki canhıraş mücadeleyi okurun da iliklerine kadar hissetmesini sağlıyor öyle ki kan kokusu burnumuza çalınıyor.
Kitaptaki diyaloglar gerçekçi, çok sade ve duru bir ifadeyle okuru sıkmadan oluşturulmuş. Bu konuda bir okur olarak muzdarip olduğum tek husus; kitap içinde geçen yabancı kelime ve tamlamaların anlamlarını bulmak için okumayı sıkça bölmek durumunda kalmam. Özellikle Arapça, Farsça bu kelimeler Hilfül Fudul, Levhi Mahfuz, telviye…. vs gibi dipnotta verilebilir. Bu istisnai durum dışında eserdeki psikolojik tahliller, karakterlerin duygu durum analizleri, ruhsal çözümlemeler oldukça başarılı. Konu edindiği dönemde şiire, şaire verilen önemi anlatırken yazarın o dönemden bolca şiir örnekleri vermesi çok güzel ve etkileyici.
Kitabın ilk bölümünde yapılan cennet tasviri Viladimir Bartol’un meşhur Alamut Kalesi romanında geçen cennet tasviri kadar sürükleyici. Bir ara yazar, çok fazla tarihi bilgi yüklü anlatımıyla dönemin telaffuzu güç kişi ve kabile isimlerinin de etkisiyle adeta tarih kitabı havasına bürünen eseri tam okuru bunaltmaya başlıyorken bunu farkediyor ve bu bölümleri kısa tutup yeni bir bölümde yine okuyucuyu büyülemeyi başarıyor. Yazar, çoğu yerde ironi yaparak okuyucunun ilgisini diri tutmaya çalışmış aslında bu tarzıyla okuru başka kaynaklardan da mukayeseli okumaya teşvik etmiştir.
Freewriting (özgürce yazı) tekniğiyle yazılarına alıştığımız yazar bence zor bir yol olan tarih romanını seçerek üstelik spesifik bir zaman dilimi ve İslam Kutsalını, İslam Peygamberi’ni kendi yorumuyla anlatıyor. Ve yazarın kaynakçasına bakıldığında Samuel Johnson’ın da öğütlediği gibi “bir tek kitap yazmak için yarım kitaplık okuyunuz” sözünü tasdik edercesine geniş kapsamlı ve çok yönlü okuma yaptığı görülüyor. Bu kadar bilgi sarmalı içinde yazar sık sık araya girerek kendi yorumunu kendi üslubuyla özgürce paylaşarak özgün bir tarihi romana imza atıyor.
Prof. Muazzez İlmiye Çığ Prof. Muazzez İlmiye Çığ
Kitabınızı baştan sonuna kadar hem de merakla okudum. Çok beğendim. Sürükleyici. Konu çok değişik. Ben konudaki tanrıları tanıdığım için daha bir yakın geldi. İçinde insanlara verilen ince ve derin mesajlar var. Konu çok iyi işlenmiş. Sizi candan kutlarım.
Kitabınızı baştan sonuna kadar hem de merakla okudum. Çok beğendim. Sürükleyici. Konu çok değişik. Ben konudaki tanrıları tanıdığım için daha bir yakın geldi. İçinde insanlara verilen ince ve derin mesajlar var. Konu çok iyi işlenmiş. Sizi candan kutlarım.
Nihal Olgun Nihal Olgun
Mehmet bey merhabalar, ben İstanbul'dan Nihal. Özel bir kolejde edebiyat öğretmeniyim. Kitabınızı (Zingara'nın Aşkı) büyük bir keyifle okudum. Aslında bir edebiyatçı olarak elime aldığım bir kitabı sadece teknik açıdan inceleyerek okuduğumdan sıradan bir okur gibi keyif alarak okuma yapmayalı çok... Weiterlesen
Mehmet bey merhabalar, ben İstanbul'dan Nihal.

Özel bir kolejde edebiyat öğretmeniyim. Kitabınızı (Zingara'nın Aşkı) büyük bir keyifle okudum. Aslında bir edebiyatçı olarak elime aldığım bir kitabı sadece teknik açıdan inceleyerek okuduğumdan sıradan bir okur gibi keyif alarak okuma yapmayalı çok olmuştu. Ama yine de alışkanlıktan bazı küçük ayrıntıları not ederek okudum ve nacizane bunları sizinle paylaşmak istedim:

Karakter isimleri yabancı da olsa karakterleri o kadar ustalıkla tanıtmışsınız ki okurun aklını kurcalayacak ufak bir nokta dahi kalmamış. Flashback tekniğini birkaç yerde kullanmanız kitaba ayrı bir hava katmış. Türk okurunun okumaktan sıkıldığı yabancı karakter kullanmanıza karşın bu isimleri o kadar yalın ve alışık olduğumuz, kolay okunan isimlerden seçmişsiniz ki dili yormadan, okuru sıkmadan akıcı halde ilerliyor. Aşkla ilgili tesbitleriniz çok etkileyici, tam bir aşk insanı olmalısınız diye düşünüyorum:

"Aşk inkar edildiğinde daha da derine batan bir oktur."
"Aşk deli bir tay gibidir, onu bulduğunda tereddüt etmeden kalbini üzerine bindirip özgürce salmalısın..."

Redaksiyonla ilgili birkaç yanlış yazımın dışında teknik bir kusur görünmüyor (Zingara'sız, bu gün... vb) Belki bazı yabancı tabirleri dipnotta vermeniz uygun olabilirdi, bilmeyenler için; istavroz çıkarmak, afaroz etmek, gulden ... vb.)

Kitabın ana karakteriyle okurun tanışması çok geç olmuş ve güzel de olmuş, alıştığımız tarz genelde kahraman başta tanıtılır. Bölümler arası geçişler çok keskin olmuş mesela Zingara ile ilgili bir durumdan bahsediliyorken yeni paragraf bambaşka bir kişi ve olayla devam etmiş. Belki de bu yöntemle okurun ilgisini sürekli diri tutmayı amaçladınız. İnsanı şaşırtan bazı sahnelerde biraz sonra o sahnenin rüya sahnesi olduğunu öğrenmek de ayrı bir heyecan veriyor. Yazmak istediğim çok şey var aslında ama sizi bunaltmak istemem. Kitabınızı öğrencilerime de okutucam ve onların yorumlarını da size ileticem. Hatta Türkiye'ye geldiğinizde sizi okulumda ağırlamayı ve öğrencilerimle tanıştırmayı çok isterim.

Yeni kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Kaleminize, yüreğinize sağlık ...

Nihal Olgun
Nurhak Kar Sancaktar Nurhak Kar Sancaktar
İyi Günler! Kitabınızı beğenmekle beraber, Batman ilinde doğmuş birisinin Ortaçağ tarihine ilgi duyuyor olması, beni hem şaşırttı hem de sevindirdi:) Bildiğiniz gibi, Ortaçağ'ın hikayesi çoktur. Siz asıl neden Doğu Anadolu ya da Güneydoğu Anadolu'nun yerel hikayelerini toplayıp yazmıyorsunuz? Asıl merak... Weiterlesen
İyi Günler!

Kitabınızı beğenmekle beraber, Batman ilinde doğmuş birisinin Ortaçağ tarihine ilgi duyuyor olması, beni hem şaşırttı hem de sevindirdi:)

Bildiğiniz gibi, Ortaçağ'ın hikayesi çoktur. Siz asıl neden Doğu Anadolu ya da Güneydoğu Anadolu'nun yerel hikayelerini toplayıp yazmıyorsunuz? Asıl merak ettiğim bu... Asıl çok farklı ve yazılmamış hikayeleri orada doğduğunuz topraklarda bulabilirsiniz bence. Her insan kendi doğduğu ve yaşadığı yerin ürünüdür çünkü. Mesela sanatçı Burhan Öcal'ı düşünün; öylesine örnek verdim, bunun gibi fazlasıyla örnek var. Adam dünyanın en meşhur caz grubunda sanatını icra ederken ona: "Git önce kendini, kendi kimliğini bul öyle gel!" diyorlar. Adam Türkiye'ye dönüp "Kırklareli il sınırı" diye albüm yaptı ve önce yerelden başlayıp tekrar uluslararası oldu.

Kitabınızı akıcı bulmakla beraber gerçeküstü dememin sebebi yaşanmasının imkansızlığı açısından değildi aslında, her aşk gibi, bu aşk da doğar büyür ve ölür. Ancak yarıda kalan aşklar yani sizin anlattığınız gibi olanlar yarıda kaldıkları için sonsuzmuş gibi görünür bize. (Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin'de anlatılanları hatırlayın. Bu hikayeler hep simgeseldir ve erkek gündüzü kadın ise geceyi simgeler, gece ile gündüz birbirini sürekli takip ettiği için de kavuşamazlar ve aşk sonsuza kadar sürer.) Kısa zamanda çok şey anlatmaya kalkınca ifade gücüm azalıyor da ondan iyi izah edemedim. Daha sonra tekrar yazarım.

Okumaya, keşfetmeye ve yazmaya devam etmeniz dileği ile ...

Av. NURHAK KAR SANCAKTAR
Mehmet Ünver, Mehmet Unver, Mehmet Uenver

Aufrufe: 74